Hümik Asit
Hümik asitler
veya humus, kısmen veya tamamı ile çürümüş bitki
veya hayvan artıklarının oluşturduğu siyah veya
koyu kahve renkli maddelerdir.
Liebig humusu şöyle tarif etmiştir: “alkali
ortamda kolayca çözünebilen, fakat suda
çözünmeyen, alkalilerin veya asitlerin aksiyonu
ile bitkilerin bozulması boyunca üretilen kahve
renkli bir madde”. Khristeva humusu “zamanla
bozunmaya karşı maddenin ilk hayati durumundan
daha dirençli kılan hayvansal ve bitkisel
organizmalardan arta kalan transformasyon
maddesidir” diye tanımlamıştır. Humus kelimesi
bazı toprak bilimcileri tarafından “toprak
organik maddesi” şeklinde de kullanılmıştır. Bu
anlam topraktaki hümik asitleri içeren tüm
organik maddeleri kapsamaktadır. Toprak organik
madde kavramı genellikle bitki ve hayvan
dokuları, toprak biyokütlesi, hümik maddeler ve
canlı organizmalar tarafından sentezlenmiş tüm
organik maddeleri içermektedir. Hümik asitler
koloidal maddelerdir ve kil gibi hareket
etmektedirler. Hümik molekülünün katyon değişim
siteleri hidrojen iyonu ile doldurulduğu zaman
oluşan madde “hümik asit” olarak
düşünülmektedir. Fakat bunun pH üzerinde büyük
etkisi yoktur. Zira, bu asit suda
çözünmemektedir. Katyon değişim siteleri
hidrojen haricinde herhangi bir katyon ile
doldurulursa bu madde “humat” olarak tarif
edilmektedir. Monovalent alkali metallerin
humatları suda çözünmektedir. Khristeva hümik
asitlerin alkaliler ile işlenmesi ile sodyum ve
potasyum humatları elde etmiştir. Fakat
multivalent metal humatları, metaline göre suda
ya kısmen çözünmekte veya hiç
çözünmemektedirler. Kimyasal olarak bulunduğu
bölgeye göre çok farklı özellikler gösteren
hümik asitlerin moleküler büyüklüğü 2000-300000
Dalton, karbon içeriği %45-65, oksijen içeriği
%30-50, katyon değişim kapasitesi 500-1500 mq/100
g olarak tespit edilmiştir.
Fiziksel ve kimyasal özellikleri
Son
zamanlarda kromatografik, spekroskopik ve x-ray
analizleri hümik asitlerde bulunan organik
yapısal gruplar hakkında bilgilerimize çok
şeyler katmaktadır. Ayrıca, katyon ve anyon
değişim reaksiyonları geniş biçimde
çalışılmıştır. Fakat kimya ve toprağın
verimliliği arasındaki ilişkiyi kuran çalışmalar
yeterli düzeyde değildir. Bu çalışmalara
genellikle tampon lama, gerekli elementlerin
şelatlanması ve aynı kaynaktan gelen organik
maddenin hormon etkisi örnek verilebilir.
Jenkinson ve Tinley farklı kaynaklardan elde
edilen ligno-proteinlerin çok farklı kızıl ötesi
tayfa sahip olduklarını göstermiştir. Makstmow
ve Liwski hümik asitli gübrelerin hazırlanma
metoduna göre bitki tepkilerinin farklı
olduklarını bulmuşlardır. Ayrıca, ekstraksiyonun
metodu ve kaynağının hümik asitlerin toprak
verimlilğini etkilemede önemli olduğunu
belirtmişlerdir. Leonardite (linyit kömürünün
okside olmuş formu) kimyası üzerine yapılan son
çalışmalar hümik asitin tuzlarının bileşimi
olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hümik asitler
kayaların ve minerallerin bozulmasında aktif
görev yapmaktadırlar. Olayın karakteri hümik
asitlerin bulundukları yerdeki doğasına ve
minerallerin mukavemetine bağlıdır.
İçeriği
Hümik asitler
doğal büyük bio-polielektrolitlerdir.
Bünyelerinde önemli oranda polifenoller,
polikarboksilik asitler, karboniller ve
peroksitler gibi organik kimyanın önemli
gruplarını barındırmaktadırlar. Hümik asitler
gerekli besin maddelerinin bitkiye geçişini
sağlamaktadırlar. P2O5 in hümik asitlerce
elverişli hale getirilmesi hakkında birçok
makale yazılmıştır. P2O5 içeriğinin fazlaca
bulunduğu ortamlarda meydan gelen kloroz
problemini hümik asitlerin demiri bitkinin
alacağı forma getirmesi ile çözdüğünü Dekock
1955’de göstermiştir. İz elementlerin bitki
tarafından ihtiyacının karşılanmasında hümik
asitlerle şelat yapan bileşiklerin rolü
büyüktür. Tüm gerekli metaller hümik asitlerle
şelat yapabilmektedir. Toprakta bulunan
potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve çinko
ile reaksiyona giren hümik asitler
organa-mineral köprüler üretmektedirler. Bu
köprüler mikroorganizmalar için hayati destek
veren toprağın mekanik parçacıklarını
bağlamaktadırlar. Tüm araştırmacılar hümik
asitlerin varlığı ile toprak
mikroorganizmalarının aktivasyonlarının arttığı
konusunda ortak düşünceye gelmişlerdir. Bu
sebepledir ki yoğun bir şekilde sömürülerek
zayıf kalmış toprağı tamir etmek için hümik
asitlerle iyileştirme yöntemi tek başına bir
hayli etkili çözüm olmaktadır. Hümik asit-metal
kompleksi bitki beslemede belirleyici bir
durumdur. Kurşun, krom, kadmiyum ve benzer ağır
metaller ile radyoaktif elementlerin önce
bitkiye, sonra da hayvanlarla insanlara geçişi
ciddi hastalıklara yol açtığı bilinmektedir.
Ağır metaller ile çözünmez bileşikler yapan
hümik asitler bunların hücreden içeri girmesini
engelleyen setler oluşturmaktadır. İnorganik
demir bileşikleri de toprakta çözünmezler,
oldukça kararsızdırlar ve kalsiyumu yüksek
(kireçli) topraklarda bitki tarafında alımı
zordur. Humatlı bileşikler demiri şelatlı
kompleksler içine dahil etmektedir. Toprak
fosfatları demir ve alüminyum ile yaptıkları
reaksiyonlarda bitki tarafından alınamaz duruma
gelmektedirler. Fakat reaksiyon sonucu oluşan
bileşik hümik asitler tarafından
kompleksleşmektedir. Şelatlama maddeleri olan
Hümik asitler fosfat ile demir-alüminyum
arasındaki bağları kırabilmektedirler. Sonuçta
fosfat iyonu serbest kalmaktadır. Humatların
toprağa ilavesi bu işlemin hızını yükseltmekte
ve fosfatın bitkilerce alınmasını
kolaylaştırmaktadır. Küçük miktardaki hümik
asitler bile bitkiyi hassas hale getirmede,
plasmanın geçirgenliğini arttırmada ve
bitkilerce besin elementlerinin alımının
hızlanmasında aktif hareket etmektedirler.
İlieske hümik asit ve türevlerinin bitki zarının
geçirgenliğini arttırdığını, bunun da bitkinin
besin elementlerini almasını kolaylaştırdığını
tespit etmiştir. Büyük orandaki hümik asitler
ise elverişli demir kaynağıdırlar.
Bitki gelişmesine etkisi
Hümik asitler
ile “auxin” (hücrenin gerilip uzaması, bölünmesi
gibi birçok değişik fonksiyonu düzenleyen
çeşitli bitki hormonları) tipi reaksiyonların
varlığı üzerine birçok makale yazılmıştır. Hümik
asitlerin tohumun çimlenme kapasitesini
arttırdığını ve bitkilerin vitamin içeriğini
çoğalttığını bildirmişlerdir. Hümik asitlerin
tohumun çimlenmesini etkilemesi bitkinin
köklerini etkilemesine benzemektedir. Su ve
besin maddelerini taşıyan hümik asitler tohumun
gözeneği boyunca çekilmekte ve çimlenmenin
başlaması için tohumu uyarmaktadır. Tohumdaki
nakil için gerekli mekanizma, indolbütirik
asitin mekanizmasına benzemektedir. Fakat yine
de tam olarak bilinmektedir. Hümik asitler
sadece tohumu uyarmakla kalmaz, aynı zaman da
kök sistemini ve üst aksamı da uyarmaktadır.
Özellikle bunların etkisi kökte öne çıkmaktadır.
Kök gelişimindeki ilerleme bitkinin veriminin
artmasındaki en önemli etkendir. Bir çok
araştırmacı mikroorganizmaların değişik
gruplarının gelişmesinde hümik asitlerin olumlu
etkilerini gözlemlemişlerdir. Bu araştırmacılar
bu etkiyi hümik asitlerin demirle yaptığı
komplekse veya onların kolloidal doğasına
veyahut da hümik asitlerin organik katalist gibi
hareket etmesine yüklemişlerdir. Mikroflora
popülasyonunun uyarılması hümik asitlerin karbon
ve fosfat kaynağı olması ile alakalıdır. Hümik
asitler bu populasyonun artması için gerekli
siteleri sağlamaktadır. Bakteriler organik
katalist olarak hareket eden enzimleri
oluşturmaktadır. Kristeva vejetasyonun erken
safhalarında bitkiye geçen hümik asitlerin
polifenol kaynağı olduğunu ve bunun da solunum
katalisti vazifesi yaptığını tespit etmiştir. Bu
bitkinin yaşama aktivitesini arttırmasına neden
olmaktadır. Örneğin; enzim sistemleri
yoğunlaşmakta, hücre bölünmesi hızlanmakta, kök
sistemleri büyük gelişim göstermekte ve kuru
madde verimi çoğalmaktadır.
Humat-bitki sistemi bitkilerin büyüme ve
gelişmeleri için çok önemli olan iki işlemle
tanımlanmaktadır. İlk işlem hücre enerjisinin
güçlendirilmesi ve bunun bir sonucu olarak da
iyon değişim kapasitesinin arttırılmasıdır.
Hümik asitler gerekli besin maddelerini
bünyelerinde topladıktan sonra bunları bitki
ihtiyaç duyduğu miktar kadar bırakmaktadır.
İkinci işlem hücre gözenekleri geçirgenliğinin
artmasıdır. İşlemlerin önemli bir çoğunluğu
hümik asitler-toprak sisteminde gözlenmektedir:
kilin gevşetilmesi, suyun toprağa nüfuz edişinin
kolaylaştırılması, toprağın iyon değişim
kapasitesinin arttırılması ve toprak
canlılarının uyarılması bu sisteme verilebilecek
en önemli örneklerdir. Özellikle killi
toprakların sıkı bir yapı teşkil etmesi bitki
besleme ve geliştirmede ciddi bir problemdir.
Kil ve tuz yüzdesi fazla olan topraklarda bir
kil parçacığının etrafındaki artı değerlikli
yük, diğer parçacığın düz yüzeyindeki eksi
değerlikli yükle birleşmektedir. Bu durum
oldukça sıkı üç boyutlu bir yapı
oluşturmaktadır. Hümik asitler her bir kil
parçacığının etrafında film yaparak bunları
birbirinden ayırmaktadır. Böylece havadaki
oksijen köklere ulaşmakta, bitki besin çözeltisi
için gerekli su miktarı bitkinin kökleri
etrafında yeterli miktarda sağlanmakta ve
bitkinin kökleri fıtri gelişimini
tamamlamaktadır. Suyun toprağa nüfuz edişinin
kolaylaşması iki şekilde gerçekleşmektedir.
Birinci durumda hümik asitler tuzları çözmekte
ve onları kil parçacığının yüzeyinden
uzaklaştırmaktadır. Sonuçta oluşan eksi
değerlikli yük kil parçacıklarının birbirlerini
itmelerine neden olmakta ve böylece toprak
gevşemektedir. İkinci durumda hümik asitlerin
bünyelerindeki karboksilik (-COOH) gruplar artı
yüklü parçacıklar ile bağlanmaktadırlar. Bu artı
yük iyonların (tuzların) çözünmelerini ve kil
parçacığı üzerinden uzaklaşmasını sağlamaktadır.
Hümik asitler suyun topraktan buharlaşmasını
yavaşlatmaktadır. Bu durum kilin hiç olmadığı
veya kısmen az olduğu ve su tutma kapasitesi
olmayan kumlu topraklar için önemlidir. Suyun
dipolar molekül olması ve elektriksel olarak da
nötr olmasından dolayı oksijen içeren molekülün
sonu bir iyona gevşek olarak bağlanmaktadır. Su
molekülünün eksi yüklü kısmı veya hidrojen bir
miktar nötrleşmektedir. Sonuçta hidrojenin
bulunduğu yerin artı çekim gücü artmaktadır.
Diğer su molekülünün oksijen bulunan yeri (eksi
yük) hidrojenle birleşmektedir. Bu durum su
molekülünün çekim gücü bitene kadar sürmektedir.
Ayrıca hümik asitler iklim şartlarına göre
toprağın rengini daha koyu renklere dönüştürme
özelliğine sahiptir. Böylece toprağın ısı
şartları da değişmiş olmaktadır. hümik asitlerin
kolloidal yapısı ve ana fonksiyonel grupların
hidrofilleşmesinin yüksek seviyede oluşu onlara
tutkal özelliğini vermektedir. Birçok
araştırmacı, bundan dolayıdır ki, hümik asit
uygulamalarından sonra toprağın su tutma
özelliğinin geliştiğini ve kurak bölgelerde
bunun etkili olduğu gözlemlemişlerdir.
Tarım ilaçlarının etkisi
Pestisitler (tarım ilaçları) toprak hümik
asitleri ile reaksiyona girmekte ve kompleks
reaksiyonlar oluşturmaktadır. Bazı pestisitler
hümik asitlerle hareketsiz hale gelmekte ve
pratikte çevrede yok olmaktadır. Bu durumlarda
hümik asitler organik maddece zayıf kumlu
topraklarda fazla pestisitleri etkili bir
biçimde bertaraf etmektedir. Hümik asitlerle
pestisitler arasında bilinen kimyasal işlem
adsorbsiyondur. Bu işlem pestisitin kimyasal
yapısına bağlı bir hızda toprağa bırakılması ile
izlenmektedir. Pestisitin yok olması kısmen
toprağa bırakılma oranı ile belirlenecektir.
Hümik asitler bu durumlarda topraktaki pestisit
konsantrasyonu kontrol etmek için ve çevreye
yapabileceği zehirleyici etkisinden sakınmak
için kullanılabilmektedir. Başka bir konu ise
hümik asitlerin pestisitleri taşıması olayıdır.
Pestisitlerin bazıları hümik asitlerle kompleks
oluşturmaktadır. Tarımsal kullanım için hümik
asitli gübreler leonardite cevherinin madenden
alınması ve ‘ekstraksiyon işlemi yapılması ile
elde edilmektedir. Ortaya çıkan ürün ise
bünyesinde cevherden gelen küçük miktarda
mineral madde bulunduran önemli miktarda organik
maddedir. Hümik asitli gübreler (humat
konsantrasyonları) geleneksel organik madde
kaynaklarının yerine kullanılması ile uzun
periyotta bir çok avantajlar sağlamaktadır.
Hümik asitli gübreler doku besin dengesi,
besinin bitki organlarına transferi, üst aksam
ve kök gelişimi, ürün verimi ve kalitesi için
dikkate değer etkiler elde etmektedirler.
Özellikle hümik asit içeren bu tür gübreler
organik maddece fakir topraklarda daha
etkilidir. Hümik asitlerin verildiği bitkilerin
karakterleri özellikle kumlu topraklarda kök
gelişimi açısından diğerleri ile kıyaslandığında
çok büyük farklılıklar göstermektedir.
Geleneksel tarım işletmeciliğinde toprak
verimliliği organik atıkların (hayvan gübresi
gibi) döngüsü üzerine temellen dirilmişti.
Kısmen kompostlanmış organik maddenin toprağa
verilmesi bitki gelişimini sağlamaktaydı. Fakat
sonraları daha çok verim elde etmek için
inorganik gübrelerin kullanımı ve
popülaritesindeki hızlı artış üreticileri
toprağa kimyasal gübre vermeğe yöneltmişti.
Bitki beslemede inorganik gübrelerin öneminin
anlaşılmasının üzerine tarımsal verimde de ilk
zamanlarda hızlı gelişim gerçekleşmekte idi.
Sonuçta toprak organik maddesinin önemi
unutulmuş ve toprakta bitki beslemesi bakımından
zamanla problemler artmıştı. Bu nedenle, dünyada
özellikle gelişmiş ülkelerde organik madde
toprağın zafiyeti nedeni ile tekrar düşünülmeye
başlanmıştır. Özellikle hümik asitli gübrelerin
toprağa verilmesi ile ileri bitki gelişimi ve
toprak verimliliği sağlandığı anlaşılmıştır.
Gübrede kullanımı
Hümik asitli gübrelerin hazırlanması ve
uygulanmasındaki metotlar hakkında birçok
araştırmaya ihtiyaç vardır. Hümik asitli
gübreler beslemede ana gübre olarak düşünülemez.
Sadece bu gübrelerin makro elementler olan azot,
fosfor ve potasyum ile diğer ikincil ve iz
elementlerin bitki tarafından alımında uyarıcı
etkisi olduğu gözlenmiştir. Hümik asitli
gübrelerin kullanımında büyüyen bir ilgi
mevcuttur. Bu şu faktörlerle
alakalandırılabilir: organik tarımın
yaygınlaşması, inorganik gübrelerin toprağa ve
içindeki canlılara zarar vermesi, inorganik
gübrelerin yer altı kaynaklarını kirletmesi,
sadece kimyasal gübre kullanımı ile mahsul
veriminin düşmesi ve toprağın kimyasal, fiziksel
ve biyolojik özelliklerinin sürekli bozulması.
Ayrıca inorganik gübre imalatı için gerekli ilk
yatırım maliyeti, hammaddesinin ithal edilmesi;
buna bağlı olarak işletme maliyetlerinin yüksek
olması ve gerekli enerji ihtiyacının yüksek
olması da önemli olumsuzluklar olarak
düşünülmektedir.
Diğer kullanımları
Hümik asitler sadece tarım alanında
kullanılmamaktadır. Günümüzde ucuz bir kaynak
olarak bir çok sektörde hızla kullanılmaya
başlanmıştır. Bu sektörlerin başında çevre
teknolojileri, sondaj teknolojileri, tutkal,
boya, baskı mürekkepleri, kazan besi suyu
şartlandırıcıları gibi kimya teknolojileri
gelmektedir. Ayrıca kanatlı ve büyük baş
hayvanlarda hastalıklara karşı mukavemet
sağlamada, yenilen yemlerin ete dönüşümünde, süt
veriminin artmasında,yumurta kalitesinde ve buna
benzer birçok faktörlerde ciddi faydalar tespit
edilmiştir. En şaşırtıcı neticeler ise insan
sağlığı üzerine yapılan çalışmalarda elde
edilmiştir. AİDS başta olmak üzere astım,
bronşit, grip, mide rahatsızlıkları, böbrek taşı
ber tarafı, hemoroit, deri kanseri, kan
kougulantı, kansızlık, aşırı uyku, iştahsızlık
gibi tıpta oldukça yaygın karşılaşılan
problemlerin çözümünde önemli bir yer tutmaya
başlamıştır.
Hümik asitlerle ilgili çalışmalar tüm alanlarda
hızla devam etmektedir. Doğadaki bu mükemmel
maddenin bulundukları bölgelere göre
farklılıklar arz etmesinden dolayı daha
keşfedilmeyi bekleyen birçok bilinmeyi
bulunmaktadır.
Humik asitler, bitkilerin gelişiminde doğrudan
ve dolaylı olarak önemli rol oynarlar.
Dolaylı etkiler, suyun tutulması, drenaj,
havalanmanın iyileştirilmesi ve metalik iyonlar
ile kleytli bileşikler ya da
metalik-hidroksitler oluşturarak suda
çözünebilir formları meydana getirerek, bu
elementlerin birçoğunun çözünürlüğünü de kontrol
eder.
Bitkilere doğrudan etkisi, kök gelişimi ve
bitkilerin absorbe ettiği besin elementleri
metabolizmalarını etkilemesi ile meydana
gelmektedir.
Humik asidin;
• Toprak tuzluluğunun düşürülmesinde
• Toprak renginin düzeltilmesinde
• Metaller ile kleyt bağı oluşturulmasında, bu
sayede bitki için yararlı besin elementlerinin
alımının kolaylaşmasında
• Ağır metallerin toksik etkisinin
azaltılmasında
• Bitki kök hastalık ve zararlılarına karşı
etkili olmada
• Suyun toprak içinde düzenli bir şekilde
dağılması ve tutulmasında
• Meyve renk ve şekerine olumlu etki
yapmasındaki önemli araştırmalar sonucu ortaya
konulmuştur. |